TİMURTAŞ: Her Malatyalı Muhakkak Malatya Sevdalısıdır

Mart 27, 2015

AK PARTİ MALATYA MİLLETVEKİLİ ADAY ADAYI OSMAN TİMURTAŞ İLE RÖPORTAJ

 

Türkiye Güncel Gazetesi olarak öncelikle milletvekilliği aday adaylığınız hayırlara vesile olsun inşallah.

 

1-Sayın Timurtaş kısaca kendinizden bahseder misiniz?

Okuduğum okullar kısaca Muhittin Özmumcu İlkokulu, Hüseyin Kölük Anadolu Lisesi, Malatya Fen Lisesi, Boğaziçi Üniversitesi ve Viyana Üniversitesi’nden oluşuyor. Ekonomistim. Üç yıl Avrupa’da yaşadım. Uluslar arası ilişkiler konusunda uzun yıllardır çalışmalar yapıyorum.  Genç Müsiad, Genç MİAD, Birlik Stratejik Araştırmaları Merkezi (BİRSAM), Malatyalı Üniversite Öğrencileri Derneği (MÜNÖD),  Malatya Eğitim Bursu Platformu, Malatya GönüllüKalem Derneği gibi çeşitli STK’ların kurucusu veya parçası olarak hizmet ettim/ediyorum. Şuan Memur-Sen Konfederasyonu Dış İlişkiler Koordinatörü, Genel Başkan Danışmanı ve Memur-Sen Akademi Genel Koordinatörü olarak çalışıyorum. Siyasete, AK Parti İstanbul Gençlik Kolları teşkilatında başladım. Daha sonra iki buçuk yıl AK Parti Genel Merkezi’nde Gençlik Kolları Genel Başkan Yardımcısı ve Dış İlişkiler Başkanı olarak görev yaptım. İş ve siyasi hayatım nedeniyle dünyanın ve Türkiye’nin birçok yerinde ulusal ve uluslararası çalışmalar organize ettim veya bunlara katıldım. İngilizce, Almanca ve İtalyanca biliyorum.

2-AK Parti ve STK’larda aktif görevleriniz var. Türkiye’nin siyasi ve sosyal hayatını nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Siyasi olarak AK Parti dönemini bugüne kadarki hiçbir dönemle kıyaslayamayız. AK Parti üst üste 9 seçim kazandı. İstikrarı yakaladı. Siyasi istikrar ekonomik istikrarı da beraberinde getirdi. Eski Türkiye’de bir gün sonrasını bile tahmin edemezken şimdi 2023 ve 2071 hedeflerini konuşuyoruz. Bu çok önemli bir gelişme fakat siyasi olarak Batı standartlarını yakalamamız için henüz almamız gereken bir miktar daha yol var.

 

Türkiye’nin sosyal hayatında da önemli gelişmeler var. STK’larımız eskisine nazaran çok daha etkin. Profesyonelleşme ve karar vericileri baskılama adına STK’larımızın daha fazla gayretli olması gerekiyor. Batıda her birey birden fazla STK’ya üye olarak siyasi ve bürokratik mercileri zorlayabiliyor. Türkiye’nin bu noktada da henüz yeterli olduğunu söylememiz mümkün değil.

 

3-Vekil olmanız halinde nasıl bir yol izlemeyi hedefliyorsunuz?

 

Uzun yıllardır aktif olarak yöneticilik yapıyorum. Dernek, sendika, siyaset ve iş hayatımda çeşitli pozisyonlarda ülkem ve Malatyam adına birtakım çalışmalar yapıyorum. Yurtiçinde ve yurtdışında çok sayıda görevim oldu. Bu da bana yöneticilik ve idarecilik anlamında çeşitli tecrübeler kazandırdı. Malatya konusunda çalışmalar yaparken gördüğüm şey şu oldu: Malatya’yı, içindeki ve dışındaki hemşehrilerimizle kenetlememiz gerekiyor. Malatyalılık ruhunu tekrar canlandırmamız gerekiyor. Bu ruh ve kenetlenme sağlanırsa Malatya’nın kronikleşmiş tüm sorunları çözülür. Nasip olur da görev alırsak temel hedefimiz Türkiye ve dünyada yeniden Malatya rüzgârı estirmek olacak.

 

Yerele hizmet götürmek için merkezde yani Ankara’da güçlü olmak gerekiyor. Bürokrasiyi iyi tanımak, Ankara siyasetini iyi bilmek, AK Parti genel merkezinde var olmak ve genel manada bir denge unsuru olmak gerekiyor viagrafromuk.com. Eğer genelde güçlü değilseniz yerele hizmet götüremezsiniz. Bu nedenle biz Türkiye ve dünya siyaseti yapmaya devam edeceğiz. Oradan alacağımız güçle Malatyamıza hizmet getireceğiz.

 

4-Paralel yapıyla alakalı çıkışlarınızla gündem yarattınız. Türkiye bu yapılanmadan tamamıyla sıyrılabilecek mi?

 

Paralel yapının darbe girişimi AK Parti hükümetlerinin bugüne kadar karşı karşıya kaldığı en tehlikeli süreçtir. İlk defa “bizden” dediğimiz bir yapıdan böylesine güçlü bir darbe girişimine maruz kaldık. Yaşanan süreç bizlere şunu gösterdi: Ölümüne AK Parti ve Recep Tayyip Erdoğan düşmanı olan bazı ulusal ve uluslararası yapılar bizleri kayıt dışı siyaset yaparak devirmek istedi. Siyasi yollarla bizi deviremeyeceklerini anlayan bu yapılar Gezi Parkı olaylarında olduğu gibi birtakım darbe girişimlerinde bulundu. Bunda da başarılı olamayınca bu defa paralel yapıyı kullandılar. Paralel yapıyla mücadele yalnızca Recep Tayyip Erdoğan’ın meselesi değildir. Paralel yapıyla mücadele; bu ülkenin diriliş mücadelesidir o nedenle hepimizin görevidir. Eğer 17-25 Aralık Darbe Girişimi’nde başarılı olmuş olsalardı bugün çok farklı bir Türkiye’de yaşıyor olacaktık. Bu yapıyı kökünden temizlemek zorundayız. Bedeli ne olursa olsun ödeyeceğiz ve bu yapıdan kurtulacağız, başka şansımız yok.

 

5-Yurtdışı faaliyetlerinizi anlatır mısınız?

 

Ben üç yıl Avrupa’da yaşadım ve akademik kariyer yaptım. Son üç yıldır da 800 binden fazla üyesiyle Türkiye’nin en büyük STK’sı ve Konfederasyonu olan Memur-Sen’in dış ilişkiler koordinatörlüğünü yapıyorum. Birkaç ay öncesine kadar AK Parti Gençlik Kolları’nın genel merkez dış ilişkiler başkanıydım. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Azerbaycan, Makedonya, Bosna Hersek, Mısır, Polonya, Norveç, İsveç, İsviçre, Fransa, İtalya, Belçika başta olmak üzere çok sayıda ülkede uluslararası faaliyetlerim oldu. Neredeyse dünyanın her yerine heyetler gönderdim. Ve yine neredeyse dünyanın her noktasından heyetlerle AK Parti Genel Merkezi’nde toplantılar yaptım. O nedenle ciddi bir uluslararası tecrübe edindim. İngilizce, Almanca ve İtalyanca öğrendim. Ülkemiz adına çok büyük organizasyonlar yaptım. Dış ilişkiler başkanlığım döneminde yaptığım faaliyetleri anlatmam başlı başına bir röportaj konusudur. Fakat size yaptığım son çalışmadan bahsedeyim: Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde 50’den fazla ülkeden 120 civarında siyasi parti temsilcisini, bakanı, eski bakanı, vekili, eski vekili, uluslar arası kuruluşların yöneticilerini, kraliyet ailesi temsilcisini Türkiye’ye davet ederek İstanbul, Kocaeli ve Ankara’da bir hafta boyunca konuk ettim. Cumhurbaşkanımızla, çok sayıda bakanımızla, kurum ve kuruluşlarımızla buluşturdum. Seçim zaferini genel merkezde birlikte kutladık, balkon konuşmasını birlikte izledik ve misafirlerimizi tekrar ülkelerine gönderdim. Ortadoğu’da, Kuzey Afrika’da, Avrupa’da, Amerika ve Çin’de, Uzak Doğu’da ve Balkanlarda proaktif bir dış politika çizgisi izledim.

 

6-Küresel anlamda dış siyasette Türkiye’nin bulunduğu nokta nedir sizce? İleriye dönük neler yapılabilir?

 

Türkiye’nin son dönemdeki dış politika vizyonunu kısaca “komşularla sıfır sorun”, “hattı diplomasi yoktur sathı diplomasi vardır; O satıh bütün dünyadır” sözleriyle ifade edebiliriz. Türkiye yıllarca içine kapanık bir devlet olarak kaldı. “Üç tarafı denizlerle dört tarafı düşmanlarla çevrili ülke” yalanıyla uyutuldu. Özal dönemi hariç, 2002’ye kadar Türkiye’nin vizyonu “Yunanistan’ı baş düşman, Kıbrıs’ı tek uluslararası mesele” olarak görmekten öteye geçemedi. 2002 sonrası dönemde komşularımızla sorunlarımızı bir bir çözdük. Ortadoğu ve Arap dünyasındaki etkinliğimiz arttı. AB’ye tam üyelik sürecimiz başladı. Amerika ile ilişkilerimiz ast-üst ilişkisi olmaktan çıkartıldı. Kısacası hem Doğu’da hem de Batı’da etkin, saygın, sözü dinlenen, istişare edilen ülke konumuna geldik. Batı’ya yönelirken sırtımızı Doğu’ya dönmedik. Batı kadar Doğu’yu da önemsedik. Daha önce farkında dahi olmadığımız Afrika’ya büyük önem verdik. Uydu devlet olmaktan çıktık, “Milli Devlet” olduk. Ekonomimizi, dış politikamızı, istihbaratımızı millileştirdik. Tabii bu, küresel sistemin oyun kurucularını rahatsız etti. Tamamına yakını Müslümanlardan oluşan ve İslami kimliği ön plana çıkan bir lider tarafından başarıyla yönetilen Türkiye’nin rol model olmasıyla başlayan/hızlanan Arap Baharı süreci başta Kuzey Afrika olmak üzere diktayla yönetilen ülkelerde devrimlere veya devrim seslerinin yükselmesine neden oldu. Bu uyanış hareketini fark eden küresel sistem duruma müdahale etti. Önce Suriye çözümsüzlüğe sürüklendi, sonra Mısır’da darbe oldu, geçtiğimiz aylarda Tunus’ta yönetim küresel sisteme ayak uyduranların eline geçti, şuan Yemen fena halde karışmış vaziyette. Bu uyanış bir an önce bitsin isteniyor. Çünkü bu coğrafyaların uyanması, bazılarının uykusunu fena halde kaçıracak gibi görünüyor.

 

İşte Türkiye, 2002 sonrası yürüttüğü dış politika ile hem dünyadaki etkinliğini arttırıyor hem de uyanış arayışında olan ülkelere ilham kaynağı olmaya devam ediyor. Türkiye bu anlamda bir umuttur. Umudun da ötesinde son kaledir. Türkiye’nin düşmesi demek, umudu Türkiye olan mazlum ve mağdur coğrafyanın tutunduğu son dalın kırılması demektir. Bu anlamda Türkiye çok büyük bir yük taşımaktadır. Son dönem Türkiyesinin dış politikasını anlamak için bu umudun ve bu ağır yükün farkında olmak gerekir.

 

7-Halka inen bir siyasetçi olarak halk ne diyor Osman Timurtaş için?

 

Güzel bir teveccüh var çok şükür. Yıllardır Malatya için çalışan biri olarak hemşehrilerimden bu ilgi ve desteği görmem beni çok mutlu etti. Şimdiden Malatya için çok iyi bir sinerji yakaladık diyebilirim. Seçim hazırlığımızı yaparken bile resmen bir gönüllüler ordusuyla çalışıyoruz. İyi bir beyin takımımız var ve hepsi gönüllü. Burada yakaladığımız sinerjiyi vekillik sürecimizde daha da büyüteceğiz inşallah. Sonuçta kazanan Malatya olacak, ülkemiz olacak, dünya mazlum ve mağdurları olacak.

 

8-Malatya halkı ikinci bir Turgut Özal hasreti içerisinde. Hemşehrilerinizi koruyup kolladığınızı biliyoruz. Bu birlik ve beraberlik yolunda Malatyalılara mesajınız nedir?

 

Bizim sloganımız “Ortak Sevdamız Malatya”. Her Malatyalı muhakkak Malatya Sevdalısıdır. Biz de bunun bilincinde olarak bu ortak sevdayı bir sinerjiye dönüştürdük. Malatyalılar olarak dağınık bir görüntümüz var. Bir ve beraber olma noktasında eksikliklerimiz var. Biz bu eksiği giderme hedefiyle yola çıktık ve göreceksiniz birlikteliğimizi tam manasıyla sağladığımızda Özal’lı yıllarımızı yeniden yaşayacağız. Bizim görevimiz lokomotif olmaktır çünkü Malatyalıların her biri zaten birey olarak iyi işler yapıyor. Bireysel yeteneklerimizi ve başarılarımızı kolektif akılla sinerjiye dönüştüreceğiz.

 

9-Vatandaşlarımız vekil olmanız halinde ulaşabilecekler mi size? Bununla alakalı bir altyapı çalışmanız var mı?

 

Şuan için iyi bir ekibimiz var. Türkiye ve dünya meselelerinin yanı sıra Malatya’yı da yeniden mercek altına alıyoruz. İlçe ilçe çalışmalarımızı yapıyoruz. Görev aldığımızda ilçe ilçe ve sektör sektör Malatya ile ilgili çalıştaylar yapacağız. Önce sorunların tespitini yapacağız, sonra bu sorunları çözecek insan kaynağı eksiğimiz varsa bunları gidereceğiz ve son olarak da sorunları çözeceğiz. Anadolu Lisesi, Fen Lisesi, Boğaziçi Üniversitesi ve Viyana Üniversitesi gibi okullarda okudum. Buralar bana birincisi disiplini, ikincisi yöneticiliği, üçüncüsü de yaptığım her işte sistemli olmayı öğretti. Ben sistem kurmadan çalışamam. Vekillik sürecimizde de önce sistematiğimizi iyi oturtacağız inşallah. Sistem oturduktan sonra hem sorunlar çözülür hem de insanların ulaşamamak gibi bir sıkıntısı olmaz diye düşünüyorum.

 

İnşallah bir gün de daha iyi makamlarda daha güzel röportajlar nasip olur. Yolunuz açık olsun.

 

Çok teşekkür ederim.